Kaos Teorisi ve Ruhun Ağırlığı
‘Hafif bir melodi eşliğinde kanat çırpan bir kelebek gördüm’ dedi hasta. Deri koltuğa uzanmış gözleri kapalıydı. Purosundan bir nefes daha çekti. Dağılan duman sadece zihnindeydi.
‘Biraz daha açıklar mısın?’ dedi doktor. Hastasının yanındaydı. Küçük not defterine dolma kalemiyle notlar alıyordu. Odadaki ses bu kalemin kâğıt üzerinde bıraktığı çiziklerin çığlıkları, tütünün çıtırtısı ve plaktan gelen müzikti.
‘Rengârenk kanatları vardı. İlk başta huşu vericiydi. Ortam güneşliydi. Işıltılar kelebeğin kanatları arasından zarafetle süzülüyordu. Işınların sıcaklığının ruhuma değdiğini yemin edebilirim. Fakat aynı zamanda da hüzün doluydum. Sanki bu zarafeti görmem büyük bir günahtı.’ Bu konuşmanın içini nasıl ferahlatacağından gittikçe daha çok şüphe duyuyordu. Aklı sanki her güzel şeyi çarpıtan bir tımarhaneydi. Düşünceleri süzgeçten geçerken ruhuna sadece karanlık olanlar damlıyordu.
‘Size güzel gözüken bir şeyi görmenin aslında günah olduğunu mu düşünüyorsunuz?’ Bu rüyanın hasta için büyük bir öneme sahip olduğu daha baştan belliydi. Tüm konsantrasyonunu hastasına verdi. Plaktan çalan klasik müzik artık gelmiyordu.
‘Sanki çok güzel bir kadına sahip olmak gibi.’ dedi, derin bir iç çekişten sonra devam etti ‘Bütün gücümü çekiyordu. O kadar narin gözüküyordu ki. Nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Sanırım zaten yorumlayamadığım için acı içindeyim. Hiç hüzün içindeki gözyaşlarını düşündünüz mü doktor? Hüzünlüler ama o kadar saflar ki sanki güzel olabilmeleri için hüzün dolu olmalılar. Şimdi bahsettiğim güzel kadının ağladığını düşünün. Hüzünlü bile olsa çok latif gelmez miydi?’
‘Mutlu olabilmek için hüzünlü olmanız gerektiğini mi ifade etmeye çalışıyorsunuz?’ Rüya gittikçe ilginçleşiyordu.
‘Bilmiyorum. Sadece ruhumun bu ağırlığı taşıyamadığını hatırlıyorum. Sanki kelebek ruhuma konuşuyordu fakat ben bunu anlayamayacak kadar acizdim. Ölmek istediğimi hatırlıyorum. Rüyanızda canınıza kıymayı aklınızdan geçirir miydiniz doktor? Ruhumun benden ayrılması çok hüzünlü. Ama çektiğim bunca şeyden sonra, özellikle de düşüncelerimin kuvvetini kaldıramadığım anlarda, ruhumun özgür kalması da bir o kadar mutluluk verici. Sonu iyi biten bir şeyin hüzünden geçmesi ne kadar da zalimce.’ İyice içi kararmıştı. Sanki rüyasını unutmaktan korkarmışçasına gözünü açmaya cesaret edemiyordu. Gene purosundan yardım aldı.
‘Kaos teorisini duymuş muydun? Aynı zamanda kelebek etkiside denir. Dünyanın öbür ucundaki bir kelebeğin kanat çırpışının olmayacak olan bir kasırganın olmasına sebebiyet verebildiğini savunan bir teoridir. Sence bu kelebek ruhuna herhangi bir mesaj vermekte miydi?’ Can alıcı noktaya doğru ilerliyorlardı. Konuşmaya hakim olduğunu hissediyordu.
‘İçimde bir kasırga olduğunu gözler önünde. Bütün bunlara bir kelebeğin mi sebep olduğunu söylemeye çalışıyorsunuz?’ İyice sarsılmıştı. Psikolojik yaranın köküne inmekte olduklarının farkındaydı. Tanıdık kriz ve sersemlik hissi yavaş yavaş bedenine hakim oluyordu.
‘Bunu senin bana söylemeni tercih ederim.’ Cevap bütün irini akıtabilirdi.
‘Bir kere ölmeye çalıştım. Başaramadım. Sanırım ruhum benden rüyalarımda ayrılıyor. İnsan ruhunun 21 gram olduğundan bahsederler. Bütün hayatımız 21 küçük gram içinde saklı. Gerçekten de bir kelebek ne kadar ağır olabilir ki?’ Farklı kavramlar kafasında yapboz parçaları gibi iç içe geçmekteydi.
‘Belkide dünya üzerindeki bütün filozofların uzlaştığı tek noktadan vazgeçtin, yaşama içgüdüne karşı geldin. Rüyanda bunun sonucunu yaşıyor olma olasılığın yüksek.’ Not defterine son satırını yazdı.
‘Ben ruhumdan rüyalarımda vazgeçtim. Benim ruhum artık başka âlemlerde özgür.’ Gözlerini açtı.
‘Bu güne kadar hep önemsiz olduğunu düşünüyordun. Ya da düşüncelerini kaldıramayacak kadar güçsüz. Şimdi ruhun bir kelebek. Üstelik sadece 21 gram ağırlığında. Bir kanat çırpışın ise başka ruhların dehlizlerinde sarsıntılar yaratabilecek kadar güçlü. Bu dünyaya gelen ve giden her ruhun çırpınışları içindeki harmonide yönünü bulan bir sembol.’
Adam doktora bakıyordu. Kelebek artık hüzünlü bir parçanın son zil seslerinde ufka yönelmişti Gözleri not defterine kaydı. Son satırı yakaladı. ‘İyileşti.’
T.T.
*Kaos Teorisi, Kelebek Etkisi, Kargaşa Kuramı: 1961 yılında Edward N. Lorenz nümerik bir bilgisayarda olası hava şartlarını modellemekteydi. Bir modellemeyi yaparken decimal .506127 yerine bu sayının kısaltması olarak .506 girer. Sonuç ise tamamen başka bir senaryodur. Aradaki 0.000127’lik bir fark tamamen farklı sonuçlara sebep olmuştur. Bir yerde Lorenz ‘Bir meteorolijist eğer teori doğruysa martının bir kanat çırpışının havanın akışını sonsuza kadar değiştirebileceğini belirtti.’ ifadesini kullanmıştır. Lorenz daha sonraki konuşmalarında ve yazılarında daha şiirsel olan ‘kelebek’i kullanmıştır. Sonuç olarak teori; bir kelebeğin kanat çırpışının -0.000127’lik bir fark diyebiliriz- dünyanın öbür ucunda olmaması gereken bir kasırganın çıkmasına ya da çıkması gereken bir kasırganın hiç oluşmamasına sebep olabileceğini söyler. Bunun nedeni ise çok ve değişken sayıda parametrenin varlığından dolayı kesin ve net bir şey söylenememesinden kaynaklanır ki bu da kaotik bir düzendir. Teori aynı zamanda uzak doğu kültürüne de aşırı derecede yakınlık göstermektedir. Teorinin ‘Düzen düzensizliği yaratır.’ , ‘Düzensizliğin içinde düzen vardır.’ , ‘Düzen düzensizlikten doğar.’ Gibi temel kavramları bize Ying Yang felsefesini hatırlatmaktadır.
**Ruhun 21 gram olduğu savı 20. Yüzyıl fizikçisi Duncan MacDougall’ın yaptığı deneylerin sonucudur. Gramlık değişimlere hassas yataklardaki 6 insan deneği üzerinde yapılan araştırmada, bu insanlar öldüklerinden saniyeler içindeki değişiminin 21 gram olduğunu belirtir.